TCK 158/1-f; Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve TCK 158/1-l; Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçlarına ilişkin;
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
İnternetten sahte ilan vererek haksız menfaat temin etmek; banka ve bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun kapsamında kalır. Bu suç, uygulamada en fazla, bu şekilde işlenmektedir. Sanık, bu eyleminde, internetin bankanın kolaylığından yararlanarak haksız menfaat temin etmektedir.
TCK 158/1-f,l(duruma göre TCK 142/2-e,245) maddesinde düzenlenen bu suçta şüpheli/sanık/fail genellikle mağdura hileli hareketlerde bulunmakta, neticesinde ise mağdura ait paranın üçüncü bir şahsın banka hesabına aktarılmasını sağlamaktadır. Başka bir anlatımla, suçu gerçekleştiren şüpheli/sanık/fail kendisine ulaşılmasını engellemek amacıyla mağdura ait paranın üçüncü bir şahsın banka hesabına gönderilmesini istemektedir.
Suç ihbarı üzerine soruşturma başlatıldığında ise mağdura ait paranın gönderildiği banka hesap sahibi üçüncü şahıs “şüpheli” olarak değerlendirilmektedir. Netice olarak, asıl şüpheli/sanık/fail kendisini gizlemekte, üçüncü şahıs ise suçta banka hesabını kullandırdığı için “şüpheli/sanık” olarak yargılanmaktadır.
Banka hesabını gerçek faile kullandıran üçüncü şahıs savunmasında genel itibariyle, banka hesabını gerçek failin kullandığını beyan etmektedir ancak bu ifadesi atf-ı cürüm mahiyetinde kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, banka kartını kullandıran kişinin soyut beyanı haricinde başka bir delili yoksa savunmasına itibar edilmemektedir. Hal böyle olunca, uygulamada gerçek faile ulaşılması mümkün olmadığından banka hesabını kullandıran üçüncü şahıs sanık/şüpheli olarak yargılanmakta, genel olarak ceza almaktadır.
Bu sebeple, banka hesap bilgilerini isteyen kişilere kesinlikle banka hesap bilgilerini ve kartını vermeyin. Yine bu nedenle, uzlaştırma hükümlerine tabi olmalıdır.